Türkler böylesi bir vahşet ve mezalimi Çinli'lerden bile görmemişlerdir
Türkler böylesi bir vahşet ve mezalimi Çinli'lerden bile görmemişlerdir. Bu tarihî ve acı gerçekler "Din kardeşliği etkilenmesin" düşüncesiyle, özenle gizlenmekte, hiç söz edilmemektedir. Hatta sürekli geçmişte nasıl omuz omuza savaştığımız anlatılır...
Oysa Araplarla ilişkimiz, Orta Asya'daki Türk katliamları ile başlar !!!
Tarihini unutan, geleceğini kaybeder...
Gerçekten tarih sürecinde Araplarla hiç dost olduk mu?
Türk Tarih kitaplarında ve arşivlerinde yer almayan ancak diğer milletlerin yazılı tarihinde yer alan iki büyük Türk katliamından bahsedilir.
Ermeniler"katledildik" der ;Rumlar ise "sürüldük"...Ancak Türk gururu, "Araplar bizi katletti, zorla kültürlerini dayattı"diyemez,demez ?!
Güya Türkler Çin ile savaşırken Araplar yardıma gelmişmiş. Bu sırada birbirlerine sempati beslemişler. Türk Savaşçılar Arap okçuların yanaklarından makas falan almış, birbirlerine kanları kaynamış ve birden İslam'a geçmişler.
Yok öyle yalan !!!
Karşılıklı milletlerin hemfikir olduğu tüm savaşlar gerçek, bir tek Türk'lerin katledildiği yalan öyle mi ?
Talkan Katliamı'nda 100.000 Türk katledilmiş, 50 binden fazla Türk, köle ve cariye olarak pazarlarda satılmıştır.
Ve ne hikmetse Türkler binlerce yıllık dinlerinden severek, isteyerek dönmüş; Arapların yazısını, kültürünü, dinini benimsemiştir. Hz. Muhammed'in vefatıyla birlikte insanlığın iktidar hırsı, İslam devletinde ortaya çıkmaya başlamıştı.
Mezhep ayrımcılığını kesinlikle reddeden İslam dinindeki iktidar çatışmaları sebebiyle mezheplere ayrılması,tamamenArapların bir eseridir.Eflak VoyvodasıVlad'in yaptıklarına kin duymayan insan olamaz değil mi ?İşte Vlad,Curcan veTalkan'da yaşanan acımasızlığı hayal dahi edemezdi.
Gelin görün ki İslamı en doğru yaşayan ve koruyan millet yine Türkler olmuşlardı. Eğer Türkler Müslüman olmasaydı İslamiyet bugün Araplar'ın etnik dini olmaktan öteye gidemez, en fazla Hindistan'a kadar yayılabilirdi..!
Buhara'da yaşananlar diğer Türk beyliklerinde de tesirini hissettirdi. Soğd Meliki Nizek Tarhan, şehrinin yok olmaması için Kuteybe ile anlaşma yaptı. Anlaşmaya göre Tarhan haraç verecek ve tarafsız kalacaktı.
Ancak bu tarafsızlık ve Türk'lerin bir araya gelememeleri, Arapların işlerini kolaylaştırdı ve Türk beyliklerini istila edip talan ettiler. İlk saldırıya uğrayan Kabaç Hatun'a diğer beyliklerden yardım gelmeyince o yardımı esirgeyenler de aynı kırımı yaşadı.
Türkler örgütlü olmadığı için Arap'ların işleri kolaylaştı. Neyzek Tarhan daha sonra Kuteybe ile yaptiğı anlaşmada yanlış yaptığını ve bu anlaşmanın kendisine hiçbir teminat getirmeyeceğini gördü. Üstelik diğer Türk Beyleri'ni de aldattığını anladı.
Tohoristan'a döndükten sonra diğer Türk Beylikleri'ne bir mektup yazıp uyarmaya çalıştı.İlk pozitif cevap TalkanMeliki Sehrek'ten geldi.Tarhan'ın düşüncelerini öğrenenKuteybe,buna karşılıkBelh şehrinde hazırlık yaparak baharda büyük bir silahlı güç ileTalkan şehrine doğru yürüdü.
O ana kadar bir direniş hazırlığı yapamayan Talkan Meliki Sehrek, Kuteybe'nin gelişinden önce şehri terk etti.
Şehre hiç savaşmadan giren Kuteybe'nin adamları şehirde eli kılıç tutabilen ne kadar erkek varsa hepsini kılıçtan geçirdi. Bu kırım, o vakte kadar yapılanların en büyüğüdür. Kuteybe bu kırımı diğer beyliklere ibret olması için yapar.
Kuteybe yakalanan her Türk'ü öldürtür, geri kalanları da Talkan yolu üzerindeki ağaçlara asarlar. Bu yolun 24 km mesafelik bölümü Türk'lerin ağaçlara asılan cesetleri ile doludur. Talkan katliamı tarihe, Arapların o güne kadar yaptıkları katliamların en büyüğü olarak geçmiştir.
Halk, Müslüman Araplarla savaşmadığı halde, Kuteybe ve askerleri sırf diğerlerine örnek olsun diye 40.000 kadar kişiyi kılıçtan geçirmiş, ağaçlara asmıştır. Tüm bunlar hep din adına fetih için, hilafet adına yapılmıştır.
Kuteybe Talkan katliamından sonra Suman'a girer. Suman'da erkeklerin çoğunu öldürterek Türk kadınlarını ve kızlarını cariye olarak alır. Daha sonra Keş ve Nesef'de de aynı şeyleri yapar. Erkekler öldürülür,
Türk kadın ve kızları utanç verici bir şekilde Araplara cariye olurlar. Askerlerin yorgunluk eğlencesi olurlar.) Daha sonra Faryab'a yönelir ve Faryab'ın teslim olmasını ister. Faryab halkı başlarına gelecekleri bildiklerinden teslim olmaya yanaşmazlar.
Erkekleri dövüşerek can verir. Tüm şehir yakılır. Araplar bu şehre yakılmış şehir manasında "Muhterika" derler.
Kuteybe, Faryab'dan sonra, Tarhan'ın çekildiği kale Bazgis'i abluka eder. 2 ay müddetle devamlı olarak buraya saldırır lakin bir netice alamaz. Aynı zamanda kış yaklaşır.
Kuteybe'nin kışın savaşacak gücü yoktur ancak kale içindeki Türklerin de yiyecekleri bitmiştir. Her iki taraf da savaşın kendileri için kaybedildiğini düşünür.
Kuteybe son olarak bir hileye baş vurur. Nizek Tarhan'ın yanına Muhammed bin Selim ismindeki adamını gönderir. Selim, Tarhan'ın teslim olması vaziyetinde kendisine hiç bir şekilde zarar gelmeyeceği güvencesini verir.
Kalenin açlık içinde olmasından dolayı Tarhan'ın Kuteybe'nin önerisini kabul etmesinden başka yapılacak bir seçeneği yoktur. Komutanları ile görüşüp öneriyi kabul ederler. Silahlarını teslim ederek kaleden çıkarlar.
Nizek Tarhan kaleden çıkar çıkmaz yakalanır, çevresi hendek açılmış bir çadırda zincire vurulur. Kuteybe Tarhan'ı hemen öldürmez. Haccac'a haber göndererek ne yapacağını sorar. Haccac, Tarhan için, "O bir Müslüman düşmanıdır, hiç aman vermeden öldür" der.
Kuteybe önce Tarhan'ın iki erkek çocuğunu, Tarhan'ın ve toplanan halkın gözü önünde öldürtür. Arkasından 700 kadar Türk savaşçısının başlarını gene Tarhan'ın ve halkın gözü önünde kestirir. Tarhan'ı da bizzat kendisi öldürür. Bütün kesilen başlar Haccac'a gönderilir.
Arkasından Camhud melikini yenerek 4000 civarında tutsak alırlar. Ancak, daha sonra bunlar Kuteybe'nin buyruğu üzerine öldürülürler. Bu olay, Prof. Dr. Zekeriya Kitapçı'nın, "İslam Tarihi ve Türkler" isimli kitabında aynen şöyle anlatılır ;
"Bu harplerden birinde,Ebu Taberi'nin bütün tafsilatı ile anlattığına göre, bir defasında Abdurrahman bin Müslim,Kuteybe'ye 4000 esirle gelmişti.Kuteybe,Abdurrahman'ın böyle kalabalık Türk esirleri ile geldiğini görünce hemen tahtının çıkarılmasını ve bir alan kurulmasını istedi.
Tahtının üzerine mağrur bir eda ile oturan Kuteybe, Türk esirlerinden bin tanesini sağına, bin tanesini soluna, bin tanesini arkasına ve önüne dizmelerini söylemiş ve sonra da Arap askerlerine dönerek yalın kılıç bu Türklerin kafalarının koparılmasını buyurmuştur.
Cebbar, zorba, vicdansız Arap komutanının çevresinin bir anda bu Türklerin kafa kol ve gövdeleri ile bir kan gölü haline geldiğinden hiç kimsenin kuşkusu olmamalıdır. Bu harplerde öldürülen Türk'lerin haddi hesabı yoktur..."
Nitekim bu vahşetten sanki gururlanan bir Arap şairi Kaah El-Aşkari şöyle haykırmıştır:
"Kazah ve Facfac önlerinde korkudan birbirlerine sarılmış perişan Türkleri öldürdüğünüz geceleri hele bir anımsayınız."
Çoluk çocuk herkesi kılıçtan geçirdiler. Yalnızca genç kadınları cariye olarak bıraktılar. Bir de ata bile binemeyecek yaşta küçük çocuklar kaldı. Binenler de atların sırtında sanki bir yük gibiydiler.
Harezm'de ayaklanan halk, Kuteybe ile işbirliği yaptığı için Caygan'ı öldürdü. Bunun üzerine Kuteybe bütün Harezm'i yakıp yıktı, halkı kılıçtan geçirdi.
Harezmli tanınmış Türk bilgini, Biruni Harezm'deki muasırlığın yok edilişini şu şekilde anlatır;
"Kuteybe, her çareye baş vurarak Harezmlilerin yazılı dilini bilenleri, ananelerini savunanlarını, bütün bilginleri öldürttü, böylelikle herşey karanlıklara gömüldü.... "
İslam Harzemliler'in içine girerken, onların tarihi ile ilgili bilinenleri artık öğrenme imkanı bırakmadı. Harzem'i yıktıktan sonra Kuteybe, Semerkant üzerine yürür. Semerkant Meliki Gurek, üzerine gelen araplara karşı diğer Türk Beylikleri'nden yardım ister.
Taşkent ve Fergane'den yardım gönderir ama gelen birlikler yolda Kuteybe'nin askerleri tarafından pusuya düşürülerek yok edilirler. Semerkant, abluka edilir. Araplar mancınık ateşi ile saldırırlar. Daha fazla dayanamayacağını anlayan Gurek, Kuteybe ile anlaşmak zorunda kalır.
Bu anlaşmaya göre;
▪︎ Semerkant Araplara her yıl 2.200.000 altın ödeyecektir..
▪︎ Bir defaya mahsus olmak üzere 30.000 Türk gencini esir olarak verecektir..
▪︎ Şehirde Cami yapılacaktır..
▪︎ Şehirde eli silah tutan kimse dolaşmayacaktır..
▪︎ Altın ve mücevherler Kuteybe'ye teslim edilecektir..Daha sonra Kuteybe, altınları erittirerek alır ve Merv'e geri döner. Dönerken kardeşi Abdurrahman bin Muslim'i Semerkant’ın başına vali olarak bırakır.
Kuteybe'nin Merv'e dönüşünden sonra, Türkler kendi aralarında işgalci araplara karşı bir direniş birliği kurarlar. Ara ara Ceyhun ırmağını geçerek Araplara pusu kurar ve ciddi zararlar verirler. Haccac Kuteybe'ye Taşkent ve Fergana'yi işgal etmesi direktifini verir.
Kuteybe Taşkent'e gider fakat başarılı olamaz. Bu arada Haccac can verir. Halife Velid, Kuteybe'ye Türklere karşı savaşları devam ettirmesini söyler. Kuteybe bu sefer Kaşgar'a doğru yola çıkar. Tam Kaşgar'ı abluka edecekken Halife Velid can verir,yerine Süleyman İbni Abdülmelik halife olur. Bu yeni Halife ile arası hiç iyi olmayan Kuteybe, Kaşgar seferini yarıda bırakarak ona karşı ayaklanır, ancak kendi komutanları tarafından 11 yakını ile beraber 716 yılında kafası kesilerek öldürülür.
Zirâ Kuteybe’nin komutanları Halifeye karşı gelmek istememişlerdir.
Aşağıdaki pasajlar direk Tarih-î Taberî'nin anlatımından alınmıştır:
"Her kim Türkler'den baş getirirse yüz dirhem vereceğim.
Şimdi müslümanlar bir bir Türk'lerin başını kesip getirip 100 dirhemi aldılar ve Türkleri dağıtıp hesapsız kırdılar ve mübaleğa ile mal ve ganimet alıp yeniden dönüp Merv'e geldiler."
"Yaz gelince Kuteybe Horasan şehirlerine nameler gönderip asker topladı. Sonra göçüp Talkan'a vardı. Şehrek ki Talkan meliki idi. Neyzekle bağlaşık idi. Kuteybe'nin geldiğini duyunca kaçtı. Kuteybe Talkan'a girdiği vakit hükmetti ki ahalisini kılıçtan geçireler.
Ne kadar kırabilirlerse kıralar. Bunun üzerine Kuteybe'nin askeri orada sayısız Türk öldürdü.
Söylenti odur ki 4 fersenk yol iki taraftan muttasıl ceviz ağacı dallarına adamlar asılmış idi. Oradan göçtü. Mervalarüd'e kondu. Oradaki melik kaçtı.
Kuteybe onun da iki erkek çocuğunu tuttukta kalan şehrin beyleri itaat edip istikbale geldiler."
(Tarih-î Taberî Syf-344)18)"Kuteybe diye konuştu:
–Vallahi şayet benim ömrümden üç söz söyleyecek kadar vakit kalmış olsa bunu cildim ki (Uktülühü..,uktülühü).( Hepsini öldürün, hepsini öldürün...)Bunun üzerine Neyzek'i ve iki kardeşi erkek çocukları ki biri Sol ve biri Osman'dır. Ve yine o kendisi ile mahsur olanların hepsini öldürdüler.
Hepsi 700 adam idi.Emretti başlarını kesip Haccac'a gönderdiler."
(Tarih-î Taberî Syf-347)19)"Bu 70 sene sürenTürk-Arap Savaşları'nın en ehemmiyetli noktaları ve sonuçları ;
▪︎100.000'in üstünde Türk katledilmiştir.
▪︎50.000'in üstünde Türk genci köle ve cariye yapılmıştır.
▪︎ Şehirler yağmalanmış , ganimet diye halkın herşeyi talan edilmiştir.
▪︎ Tüm zenginlikler, tarihi yapıtlar yokedilmiş, yakılmış, yıkılmıştır.▪︎ Dünyanın en büyük katliamlarından biri olan "Talkan Katliamı'nda" 40.000Türk'ün kafası kesilerek24 kilometre yol süresince ağaçlarda sallandırılmıştır."(Tarihte örneği yoktur.)20)Aynı şekilde"CurcanKatliamı'nda" da esir alınan40.000 Türk'ün nehir kenarında kafaları kesilmiş,nehrin suyu kıpkızıl olmuş,cesetler yine ağaçlarda sallandırılmıştır.
"Teslim olursanız canınız bağışlanacak" sözü hiç bir zaman yerine getirilmemiş , "Şeriat söz tanımaz" denilerek kadın-erkek-çocuk kılıçtan geçirilmiştir.
Araplar tarihte yaşadıkları bu en büyük yağma ve talandan çok büyük servet ele geçirmişlerdir.
Türkler böylesi bir vahşet ve mezalimi Çinlilerden bile görmemişlerdir..!
Kaynak:
1-TaberiAnlatımları
2-Prof.Dr.Zekeriya Kitapçıİ:slam Tarihi ve Türkler
3-Tarih-i Taberi/Cilt 3/(Syf-343)
ÖZETLE:
Talkan-Curcan Katliamı, Türklerin İslam'la tanışmasında belirleyici bir etki yaratmamış; aksine, bu trajik olay Türkleri İslam'dan uzaklaştırmıştır.
Türkler için İslam,Arap istilaları ve bu tür katliamlarla ilişkilendirildiği için başlangıçta bir güven ve gönüllülük temeli oluşturamamıştır.Dolayısıyla, Müslümanlık kabulü Türkler arasında doğal bir süreç değil,zorlayıcı ve travmatik bir deneyimle bağlantılı olarak başlamıştır.
Ayrıca sosyolojik açıdan bakıldığında, Türklerin İslam'ı toplu biçimde kabul etmeleri için kötü hatıraların silinmesi ve Arapların Orta Asya'daki nüfuzunun ortadan kalkmış olması gerekiyordu.
Bu süreç en az iki asır sürecek bir toplumsal adaptasyonu ve kültürel yeniden yapılandırmayı zorunlu kılmıştır.
Sonuç olarak; Türklerin Müslümanlaşması, gönüllü bir tercih olarak değil, tarihî zorunluluklar ve şartlara bağlı bir süreç olarak, zaman içinde, travmatik geçmişin unutturulması ve yeni sosyo-politik dengelerin oluşmasıyla gerçekleşmiştir.
Senin vasiyetini nasıl yerine getirmem, ben ölürsem beni cok paylaşın demişsin.. Herkes paylaşsın lütfen….😔
Yoruma Atatürk yazan Atatürkçüleri takip etmek şereftir.Her zaman ve daima Mustafa Kemal ATATÜRK 🇹🇷
Kadınlarımız , bizim kadınlarımız….
Yani yarınlarımız ….🇹🇷


Yorumlar
Yorum Gönder