Yunan askerlerinin Aziziye İstasyonu’ndaki 130 Türk'ü öldürdüler

“Bir arşiv belgesinde Yunan askerlerinin Aziziye İstasyonu’ndaki 130 Türk'ü trenden indirdikleri, kadınlara kocalarının gözü önünde tecavüz ettikten sonra, kadın ve çocuk ayrımı yapmadan öldürdükleri Türkleri kuyulara attıkları anlatılmaktadır.

Evlere zorla girilmiş, kadınlara "fiil-i şeni" icra edilmiş, çocuklar katledilmiştir. Suyu kesilen Müslüman mahalleleri ateşe verilmistir, yangından kaçmak isteyenlerin üzerine yüksek yerlere yerleştirilen makinalı tüfeklerle ates açılmış, hatta top kullanılmıştır.

Türk köy ve kasabaları yakılmış, kaçamayan kadın, çocuk ve yaşlılar katledilmiş, kaçanlar İtalyan işgali altındaki dağlara iltica etmişlerdir. Ve bütün bu katliamlara her yerde olduğu gibi yerli Rumlar da katılmışlardır.”


“Yunan vahşetine maruz kalmamak için 57. Tümen Komutanı’nın dağıtmak istediği silahları dahi reddederek teslim olan Aydın’da da benzer facialar yaşanmıştır. Türk ve Rum ileri gelenlerin İzmir’e kadar giderek İşgal Komutanı Zafiriu ile görüşüp işgal kuvvetlerini Aydın’a davet ettikleri hâlde şehir ateşe verilmiş tüyler ürpertici vahşet sahneleri yaşanmıştır.

Faciadan önce Muğla’ya kaçan Defter-i Hakanî Müdürü, 10 Temmuz'da (1919) gönderdiği raporda Aydın’daki vahşeti şöyle özetlemiştir:

... Facianın devam ettiği üç gün zarfında hiç kimsenin evinden çıkması mümkün olmadığından kuyud-u tasarrufiyenin emniyet altına aldırılması kabil değildir. Aydın mutasarrıfı ile yüksek memurlardan bir kısmı nezaret altına aldırılarak, sonradan memleket eşrafından çoğu ile beraber gözleri oyulmuş, cesetleri parça parça edilmek sureti ile katledilmişlerdir. Aydın Hükümet Konağı ve kasaba kâmiden yakılmış, ahaliden çoğu şehit olmuştur!”


Vahşet, cinayet, yağma ve ırza tecavüzler sebebi ile 50 bin kişi perişan bir şekilde mülteci durumuna düşer.

Kasabasının böyle bir felakete maruz kalmasından korkan ve esasen yüreksiz bir adam olduğu anlaşılan Kaymakam Kemal Bey, Misailidis adındaki Yunan casusunun telkinleriyle Mayıs’ta bir tek mermi atmadan Menemen'i düşmana teslim eder. Yunan birlikleri birçok yerli Rum çeteleriyle beraber Menemen'e girerler. Kaymakam kendisini ve Menemen halkını kurtardığını zannetmektedir. Fakat Yunanlı komutanlar 17 Haziran'da Bergama’da uğradıkları mağlubiyetin acısını Menemen'den çıkarmak isterler. Bunun için birçok yerde başarı ile uyguladıkları bir imha planı yaparlar. Karanlık bastırıp, herkes evine çekilince izci teşkilatlarına mensup yerli Rum gençleri Hıristiyan dükkanlarının üzerine haç işareti çizerler.
Yerli Rumlara silah dağıtılır. Şehrin hâkim mevkilerine makinalı tüfekler yerleştirilir.
Yunanlı komutanlar, Şeyh Sükûti adında birini Belediye Başkanlığına  tayin etmişlerdir. Bu Şeyh Sükûti, Şamlı bir Dürzidir. Komutanlar 1918’de Şam’da İngiliz casusu Lawrensle görüştüğü söylenen Şeyh Sükûti’den işgale direnme ihtimali
bulunanlara dair bir liste hazırlamasını isterler.

Sükûti, listeyi tanzim edip düşman subaylarına verir. Düsman askerleri önce Hükümet Konağı’nı basarlar, memleketi Yunan'a teslim eden sersem kaymakamla birlikte altı jandarmamız katledilir. Katledilenlerin cenazelerinin defnine izin verilmez. Sükûti’nin listesini bildirdiği milliyetçilerin çoğu öldürülür. Servet sahiplerinin malları yağmaya uğrar. Evleri basıp, kadınların namusuna tecavüz ederler. Yunan askerleri Türk çocuklarını süngülere takarak gezdirmek suretiyle şenlik yapıp, zaferlerini kutlarlar.”



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Satranç Nedir?

Varlık Vergisi 1942-1944

MEY VE MEYHANE TEMASI